<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gülşah Beştav</title>
	<atom:link href="http://www.gulsahbestav.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gulsahbestav.com</link>
	<description>&#039;Dışa Bakanlar Düş Kurar, İçe Bakanlar Uyanış Yaşar&#039; JUNG</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Apr 2012 19:27:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>30&#8242;larda Aşk</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2012/02/30larda-ask/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2012/02/30larda-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 14:09:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[gülşah beştav]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[30&#8242;larda Aşk Konu aşksa hangi yaşta olursa olsun, aynı duygu, aynı telaş, aynı tutku gibi gelse de yaşadıkça görüyoruz ki, hiçbirşey 20&#8242; lerde yaşanan aşkların verdiği tadı vermiyor. İlk kez karşılaşmanın , tanışmanın etkisiyle bölünen uykular yok artık. Yatağa uzanıp, onunla gün boyu yapılan dialogları teker teker zihinde yeniden oynatma, yeniden yaşantılarken yüze yansıyan istemsiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>30&#8242;larda Aşk<br />
Konu aşksa hangi yaşta olursa olsun, aynı duygu, aynı telaş, aynı tutku gibi gelse de yaşadıkça görüyoruz ki, hiçbirşey 20&#8242; lerde yaşanan aşkların verdiği tadı vermiyor.</p>
<p>İlk kez karşılaşmanın , tanışmanın etkisiyle bölünen uykular yok artık. Yatağa uzanıp, onunla gün boyu yapılan dialogları teker teker zihinde yeniden oynatma, yeniden yaşantılarken yüze yansıyan istemsiz ama o çok içten bir gülümseme halinin kırıntısı dahi yok.<span id="more-113"></span></p>
<p>Dolaylı yollarla kelimelerle dans eden, romansı başlatan mesajlar, yırtık pırtık kağıt parçalarının ucuna iliştirilmiş notlar da bulmuyoruz ansızın.</p>
<p>Onu görmek için herşeyi ertelediğimiz, yanında biraz daha kalabilmek için zamanı durduracak gücü dilediğimiz günler de yok.</p>
<p>Yokuş aşağı iner gibi yaşanan, tutkusu bol, adrenalini yüksek anlar da yok. Zamanı kaybetmeler, mekanı unutmalar da yok.</p>
<p>Buluşmaya giderken özene bezene hazırlanmalar da yok.</p>
<p>Takma isimler bulmalar, şirinlikler yapmalar da yok.</p>
<p>Diyaframın altına sıkışan uçuşan kelebeklerin hissettirdiği o tuhaf heyecanlar da yok.</p>
<p>Planlamadan adım atmalar da yok.</p>
<p>Birlikte bir evi boyamanın keyfi de yok.</p>
<p>Yağmurda yürümenin, soğuk kayalıklarda oturmanın, gecenin bir yarısı bir parkta sohbet edebilmenin kattıkları da yok.</p>
<p>Bir gece birlikte uyuyabilmek için onca çaba harcamalar da yok.</p>
<p>Gözlerine gözlerini mühürleyip dakikalarca öyle hayranlıkla bakabilmeler de yok.</p>
<p>Öptükçe öpesin gelmesi hissine de ne oluyorsa&#8230;</p>
<p>30&#8242;larda, düzen kurma çabası, iş yoğunluğu, dinlenilebilecek fırsat arayışı, geçmiş ilişkilerin yorgunluğu ve tükenmişliği, başarıdan sayılan evlilik antlaşması diretmesiyle başa çıkma çabası, biyolojik saatin iki de bir alarmının çalması neticesinde 20&#8242;li yaşlardaki o tadı alamıyoruz.</p>
<p>20&#8242;li yaşların o tutkusunu,enerjisini, çoşkusunu tekrar tekrar hatırlayıp, 30&#8242; lara taşıyalım,aşk herşey de bir parça var, herşeyi aşkla yapın, ben başladım bile&#8230;</p>
<p>Gülşah Beştav<a href="http://www.gulsahbestav.com/wp-content/uploads/2012/02/30larda-Aşk.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-114" title="30'larda Aşk" src="http://www.gulsahbestav.com/wp-content/uploads/2012/02/30larda-Aşk-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2012/02/30larda-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaç Kadın mı, Dişi mi Olsun?</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/anac-kadin-mi-disi-mi-olsun/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/anac-kadin-mi-disi-mi-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 23:37:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Anaç Kadın mı, Dişi mi Olsun? Ashton Kutcher Demi Moore ayrılığına hiç mi hiç şaşırmadım. Artık Demi’nin Ashton ‘un hayatındaki fonksiyonu son buldu, onun artık bir anneye değil sevgiliye ihtiyacı var. Demi Moore kadar dişi bir kadın niye anne olarak algılansın ki diyorsunuz, ama nihayetinde ondan yaşça fazlasıyla büyük olması bile anne konumunda algılanması için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anaç Kadın mı, Dişi mi Olsun?</p>
<p>Ashton Kutcher Demi Moore ayrılığına hiç mi hiç şaşırmadım. Artık Demi’nin Ashton ‘un hayatındaki<br />
fonksiyonu son buldu, onun artık bir anneye değil sevgiliye ihtiyacı var. Demi Moore kadar dişi bir<br />
kadın niye anne olarak algılansın ki diyorsunuz, ama nihayetinde ondan yaşça fazlasıyla büyük olması<br />
bile anne konumunda algılanması için yeterli sayılır. Keza gerçek bir anne olması da cabası.</p>
<p>Gelelim, işin özüne. 3-6 yaş arasında erkek çocukların annelerine karşı geliştirdikleri bilinçaltı aşk<br />
aslında bir yandan babalarıyla rekabet etmelerini sağlarken bir yandan da babalarını modelleyerek<br />
babam nasıl yapmış da annemi elde etmiş ben de onu taklit edeyim yoluyla erkeklik rollerini<br />
öğrenmelerini sağlar. Yani bu dönem ilersi için bir prova dönemidir. Adına Oedepus Komplexi dedikleri<br />
mitolojiden esinlenerek adlandırılan bu dönemde annelerine hayran erkekler , eş olarak seçecekleri<br />
kadın figürünü kafalarında şekillendirmeye başlarlar. Bir taraftan da her fırsat bulduklarında babalarını<br />
yenmeye çalışırlar, babalarıyla güreşmek için fırsat kollamak gibi. Galip gelip annenin hayranlığı<br />
kazanmak içindir tüm çabaları Bunu daha sonra tüm kadınlara karşı yapmayı iste o zaman<br />
öğrenirler. O yüzden arabada, sokakta, işte, maçta hep bir rekabet alır başını gider.</p>
<p>Oedepus’taki karmaşayı çözmeye çalışan erkek çocuğuyla babası yarışa girerse, baba oğlunu rakip<br />
olarak görürse sonuç ya Mükremin Çıtır gibi maço ya da Fadıl Fıdıllıoğlu gibi iç güveysinden hallice<br />
olur. Anne oğluna aşık olursa durum daha da fena… Baba iyice oğlunu düşman görür. Oğlan kendini<span id="more-108"></span><br />
kazanmış hisseder ve annesiyle aşkına minnettar olur, vicdanen anne figürlerine düşkün kalır. Veya<br />
bu dönemde anne figürüyle yeterince etkileşime geçemediği için dönemi yaşayıp tamamlayabileceği<br />
bir anne arar. Eğer babasıyla da annesiyle de dönemi yaşantılayamamışsa bu kez üçlü ilişki arayışı<br />
içinde olacak halihazırda varolan bir ikili ilişkiye 3. kişi olarak dahil olacaktır. Çocukken yenemediği<br />
babasına olan duygularını şimdi partnerinin erkeğine yansıtacaktır. İşte Demi Moore da Ashton ‘un<br />
tam da bu duygularını telafi etmesi için uygun bir seçimdi. Şimdiyse dönemi tamamladığı için<br />
ayrılıyorlar. Artık Ashton büyük ihtimalle kendinden yaşça küçük ya da denk bir partner arayışında<br />
olacaktır.</p>
<p>Bizim kültürümüzde bunun örnekleri sıkça görülmektedir. Birçok erkeğin evlilikleri öncesinde özellikle<br />
kendilerinden yaşça bir hayli büyük kadınlarla ilişki geliştirdiklerini söyleyebiliriz. Aynı zamanda evlilik<br />
sonrasında ve eşin doğumu sonrasında , Oedepus Kompleksini çözememiş ya da tetiklenmişlerin<br />
eşlerini artık ‘’anne’’ olarak gördüklerinden dolayı sevgili rollerini oynayamadıkları ve dişi gibi<br />
algılamadıkları görülmektedir. Bu durumla hamilelikte seksin nerdeyse hiç yaşanmadığı bir ülke<br />
olarak zorlasak literatüre bile geçeriz. Kadının da bu döngüde payı elbette var , annelik rolüne fazla<br />
kapılmak,fedakarlığın gözüne vurmak, mükemmel kadın olayım derken esas dişi olmayı unutmak,<br />
evlenir evlenmez pamuklu pijamaya geçmek gibi sayabiliriz.</p>
<p>Sonuçta bu kompleksini çözmeyen birine anne olduğunuzda eninde sonunda sorununu çözerken<br />
prova mankeni olmuş olacak ve yerinizi asıl ‘’dişi ‘’kıza teslim edeceksiniz. Erkeklerin zaten Bir<br />
Numara Bir ‘’ANNE’’ si var, sevgilisi olun, dişi ve kadın</p>
<p>Gülşah Beştav</p>
<p>www.gulsahbestav.com</p>
<p>www.facebook.com/gulsahbestav</p>
<p>twitter= psibambino</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/anac-kadin-mi-disi-mi-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Erkeğin Sizi Sevmediğini Nerden Anlarsınız ?</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/bir-erkegin-sizi-sevmedigini-nerden-anlarsiniz/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/bir-erkegin-sizi-sevmedigini-nerden-anlarsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 23:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Bir Erkeğin Sizi Sevmediğini Nerden Anlarsınız ? Erkek beyni, kadın beyninden çok daha fazla sonuç odaklıdır. Kadın süreçleri analiz ederken, erkek sadece sonuca bakar. O yüzden ilişkimizde şu şu sorunlar var dediğiniz de erkeğin tepkisi, ya yok öyle bir şey abartıyorsun, kimden öğreniyorsun böyle şeyleri, kızım ben seni sevmesem senle olur muyum, ne alakası var, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Erkeğin Sizi Sevmediğini Nerden Anlarsınız ?</p>
<p>Erkek beyni, kadın beyninden çok daha fazla sonuç odaklıdır. Kadın süreçleri analiz ederken, erkek sadece sonuca bakar. O yüzden ilişkimizde şu şu sorunlar var dediğiniz de erkeğin tepkisi, ya yok öyle bir şey abartıyorsun, kimden öğreniyorsun böyle şeyleri, kızım ben seni sevmesem senle olur muyum, ne alakası var, senin bugünlerde çok sıkıntın var bana çatıyorsun gibi otomatik defanslarla doludur. Ama karşısına ben gidiyorum, bu ilişki bitti, artık seni sevmiyorum, başka birisi var gibi sonuçlarla çıkarsanız , işte o zaman bir durup dönüp süreci düşünür.</p>
<p>Gelelim sevmediği fikrini zikrettiren döngülere:</p>
<p>**Eleştirdiğinizde iki dakika düşünmeden ‘’ben buyum’’ deyip geçiyorsa</p>
<p>**Her ufak tartışmanız iletişim saçmalığına dönüşüp kavgayla sonuçlanıyorsa</p>
<p>**Başkalarının yanında sizi onore etmek yerine hep kendi egosunu parlatan bir narsisti oynuyorsa</p>
<p>**Bütün kadınlara Romeo , size gelince Recep İvedik ‘e dönüşüyorsa</p>
<p>**Takımı maçta yenilince sinirini sizden alıyorsa</p>
<p>**Gözündeki radar sistemi tüm kadınları taramaya fazlasıyla açıksa( Her zaman bir parça açık kalacakJ)</p>
<p>**Facebook ‘ta bol miktarda yabancı uyruklu kadın accountu mevcutsa <span id="more-103"></span></p>
<p>**Her aradığınızda telefonu bir an evvel kapatmaya çalışıp zevke girmesin diye uğraşıyorsa</p>
<p>**Ağladığınızda ne yapacağını bilemeyip yanınızdan uzaklaşıyorsa</p>
<p>**Egonuzu yükseltecek bir başarı kazandığınızda sizinle rekabete giriyor ve başarınızı gölgelemeye çalışıyorsa</p>
<p>**Birlikte etkinlik planlamak yerine sadece sizin planlarınıza uyum sağlıyor gibi yapıyorsa</p>
<p>**Seksten sonra birlikte uyumak yerine bir an evvel evine gitmeye hazırlanıyorsa</p>
<p>**Sorununuz olduğunda hep meşgul olacağı bir şeyler oluyorsa</p>
<p>**Yanınızdayken ya Tv’nin başında ya da Pc’nin başında olup kaliteli zaman geçirmiyorsa</p>
<p>**Öpünce geçeceğini zannediyorsa</p>
<p>**Bir eleştiri yaptığınızda hemen çocuk gibi ama sen de bana ile başlayan cümleler kuruyorsa</p>
<p>**Sarılınca daralıyor , bir an evvel sonlandırmaya çalışıyorsa</p>
<p>**Arkadaşlarının yanında ortam delisi sizin yanınızda muşmula surat oluyorsa</p>
<p>**Planlarında kilometre taşı değilseniz</p>
<p>Sizi artık sevmiyor ya da belki de hiç sevmemiş demektir.</p>
<p>Sebebi nasıl sevgisini göstereceğini bilememek, kendini sevmekle meşgul olduğu için kimseyi sevememek ya da kadın milleti fazla sevince tepene çıkar gibi kalıpları olabilir. Sebebi ne olursa olsun, kadınız sevgi bizim bağışıklık sistemimizi ayakta tutan şey, evet süreç odaklıyız sebeplere takılıyoruz ama bir kez olsun sebebi geçin, sonuca bakın. Sevmiyorsa sevmesin, herkes herkesi sevemez. Kimse kötü değildir, herkes iyidir. Ama herkes herkese iyi gelmez. Size iyi gelene sevginizi açın. Benden söylemesi…</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/bir-erkegin-sizi-sevmedigini-nerden-anlarsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hürriyet IK Zaman Yönetimi</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/hurriyet-ik-zaman-yonetimi/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/hurriyet-ik-zaman-yonetimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 23:33:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet IK Zaman Yönetimi !!! * Türkler zaman yönetiminde nasıl? Yabancılardan farklılıkları neler? Hangi konularda benzerler? Türklerin zaman yönetiminde diğer uluslarla karşılaştırdığımızda maalesef sınıfta kaldığını söyleyebiliriz. Ayrıntılarda boğulma, prosedürlerin fazla olması, hata yapmaktan kaçınmak için fazlasıyla mükemmeliyetçi yaklaşma, günlük taze planlar yapmak yerine otomatik hareket etme, erteleme, yetkinlik paylaşımının az olması,aktif dinlemenin olmaması, dinlenme saatlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet IK Zaman Yönetimi !!!</p>
<p>* Türkler zaman yönetiminde nasıl? Yabancılardan farklılıkları neler? Hangi konularda<br />
benzerler?</p>
<p>Türklerin zaman yönetiminde diğer uluslarla karşılaştırdığımızda maalesef sınıfta kaldığını<br />
söyleyebiliriz. Ayrıntılarda boğulma, prosedürlerin fazla olması, hata yapmaktan kaçınmak<br />
için fazlasıyla mükemmeliyetçi yaklaşma, günlük taze planlar yapmak yerine otomatik hareket<br />
etme, erteleme, yetkinlik paylaşımının az olması,aktif dinlemenin olmaması, dinlenme<br />
saatlerini sınırlandıramama gibi zaman yönetimini sekteye uğratan durumlarla ülkemizde sıkça<br />
karşılaşılmaktadır. Endüstriyel toplumlarda genellikle kişinin kişisel zaman dilimini; ailesiyle, dostlarıyla<br />
ve kişisel zevkleriyle geçen, etkin yönetemediği gözlemlenmektedir. Bu durum ülkemizde de en<br />
yoğun şekilde özellikle İstanbul’ da yaşantılanmaktadır. Yabancılardan farklı olarak ülkemizde<br />
prosedürlerin zaman kaybına yol açması, hiyerarşik düzenin getirisi, planlamayla fazlasıyla zaman<br />
harcayıp asıl işe başlamada gecikmeler, toplantılara fazla zaman harcamak, resmi tatillerin sık sık<br />
ve uzun oluşu, toplumcu bir kültür olmanın bir sonucu olarak ziyaretçilere açık kapı bırakmanın sıkça<br />
yaşanması zaman yönetiminde zorlantı yaratmaktadır. Birçok kültürde ortak olan günlük planlama<br />
yapamamak,etkili iletişimin olmayışı , uzayan telefon görüşmeleri, mail bombardımanına tutulmuş mail<br />
kutularını temizlemekle uğraşmak zaman yönetiminde karşılaşılan engellerdir.<span id="more-93"></span></p>
<p>* En çok nelere vakit harcıyorlar? (İş dışında)</p>
<p>İş dışında spor, kişisel bakım, internette sörf yapmak, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek,<br />
seyahat etmek, tv seyretmek, dergi-gazete-kitap okumak, sinema , tiyatro, yeni hobiler<br />
edinmek,konser ve etkinliklere katılmak, kişisel gelişim için danışmanlık almak –<br />
terapi,alternatif terapiler, yoga-meditasyon…- , telefonda ve internette muhabbet etmek,<br />
şans oyunlarına kafa yormak, hiç bişey yapmadan durmak, hayal kurmak en çok vakit<br />
harcadığımız etkinliklerdir diyebiliriz.</p>
<p>* İşe başlamaları ne kadar zaman alıyor? (sabah çay kahve, kahvaltı vs)</p>
<p>Sabah işe aktif olarak başlama süresi işe geliş saatinden ortalama minimum 30-45 dakika<br />
maksimum 1-1,5 saat sonra olmaktadır. Elbette bu durum işin konseptine, iş yoğunluğuna<br />
ve kişinin yetkinliğine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Genellikle kahvaltı, çay ve<br />
kahveyle beraber çalışanların öncelikle maillerini ve günün haberlerini okuduğu, takiben günü<br />
planlamaya çalıştığı ve sonra işe başladığını söyleyebiliriz.</p>
<p>* Gün içinde iş dışında nelerle uğraşıyorlar?</p>
<p>Gün içinde daha çok sosyal medyanın hayatımızdaki yerinin artmasıyla beraber çalışanların<br />
sıklıkla buralardaki hesaplarını kontrol ettiğini, kişisel maillerini okuduğunu, bu aralar yine<br />
çok popüler olan fırsat sitelerinde alışveriş keyfi yaptığını, işiyle alakalı konularda artı değer<br />
katabilecek eğitim, kongre, konferans araştırmalarıyla uğraştığını söylemek mümkündür.<br />
Dedikodu, akşam için plan yapma, tatil planlama, hobi paylaşımı da iş dışı günlük rutinlerde<br />
yar almaktadır.</p>
<p>* Kişisel şeylere (telefon, mail) günde ne kadar zaman harcanıyor?</p>
<p>Kişisel telefonlar ve maillere harcanan ortalama zaman günden güne değişmekle birlikte<br />
günlük ortalama 30-50 dakikadır. Ancak çalışma saatlerinin totalde fazla olduğu bir ülke<br />
olduğumuz için bu süre uzayabilmektedir. Telefon ve maillerin içerikleri de genellikle</p>
<p>iletişim, etkileşim ya da bilgi paylaşımından daha fazlasını kapsadığı için hatırı sayılır<br />
düzeyde zaman kaybına yol açmaktadır.</p>
<p>* Çalışma saatlerimiz belli ama aslında günde kaç saat çalışıyoruz?</p>
<p>Sabah işe başlayana kadar geçen süredeki kaybı çıkartırsak sabahtan öğlene kadar 2-3 saat ,<br />
öğle yemeğinden akşama kadar geçen süredeki kaybı da çıkartırsak öğleden sonrada 3-4 saat<br />
aktif çalıştığımızı söyleyebiliriz. Toplamda 5-7 saat aralığında bir çalışma süremiz var. Yine<br />
fazla mesailer ve kaybı telafi etmek için harcanan ekstra efor hariç diyebiliriz.</p>
<p>* Zamanı verimli kullanmak için neler yapmalıyız?</p>
<p>Zamanı verimli kullanmak için zamanı yönetmemizi engelleyen blokajları, tuzakları bir an<br />
önce ortadan kaldırmalıyız. Bilinçli hareket etmenin yolu önce planlamak, sonra aksiyon<br />
almaktan geçer. Hedef aksiyonlarımız…</p>
<p>*Zamanınızı etkin kullanın, planlarken çok acil yapmanız gerekenleri öncelikle<br />
tamamlayın. Bunun için yapılacaklar listesi hazırlayın, önceliklerinizi ve eksiklerinizi<br />
planlayın.<br />
*Günlük yapılacaklar listeniz mutlaka olsun.<br />
*Uzun ve kısa vadeli hedeflerinizi belirleyin.<br />
*Aceleci davranmayın, sakin ve sabırlı olup adım adım ilerleyin.<br />
*Gereksiz kırtasiyecilik yapmayın, masanız ve özel eşyalarınız hep bir düzen içinde<br />
olsun.<br />
*İşlerinizi paylaşın, gerektiğinde sorumluluk verin.<br />
*Kendinize bitirme (deadline) tarihleri belirleyin.<br />
*Ertelemeyin, hemen başlayın, yarım bırakmadan , başka işe geçmeksizin tamamlayın.<br />
*Kendinizi tanıyın, sınırlarınızı fark edin; hangi durumlarda zamanı nasıl yönettiğinizi<br />
gözlemleyin.<br />
*Günün hangi saatlerinde daha yüksek hangi saatlerinde daha düşük enerjiye sahip<br />
olduğunuzu belirleyin, ona göre planlama yapın.<br />
*Öncelikle sıkıcı olan kaçtığınız işlerinizi halledin.<br />
*Davetsiz misafirlere ve telefon konuşmalarına fazla zaman ayırmayın.<br />
*Hayır diyebilmenin hafifliğini yaşayın.<br />
*Kararsız kaldığınız noktalarda alternatifleri eleyin.<br />
*Kendinizi gereğinden fazla işe adamayın, dinlenmeye, sosyal aktivitelere, spora ve<br />
küçük kişisel ödüllere zaman dilimi yaratın.</p>
<p>* Zaman yönetimi nedir?</p>
<p>Zaman Yönetimi, ortalama bir insan ömründe iki yüz bin saatlik bir zaman dilimini planlama,<br />
şekillendirme, en keyifli,en doyum verici şekilde yaşama için gereken yetkinliktir. Kıt bir<br />
kaynak olan zamanı en etkin biçimde değerlendirme için izlenecek yoldur ve geliştirilebilen<br />
bir beceridir.</p>
<p>* Zamanı iyi kullanma konusunda olmazsa olmazlar neler?</p>
<p>Günlük yapılacaklar listesinin her gün planlanması<br />
Kariyer hedefleri , yaşamsal ve kişisel hedeflerin netleştirilmesi</p>
<p>İnsanlara gerektiğinde hayır diyebilmek<br />
Öncelik belirleyebilmek<br />
Net ve kararlı olmak<br />
İhtiyaçlarımızla ilgili farkındalık geliştirmek<br />
Öze inebilmek ve ayrıntılarda boğulmamak<br />
Kullandığımız alanların genel bir düzene sahip olmasını sağlamak<br />
Ertelemekten vazgeçmek<br />
Saat, takvim ve anımsatıcı gibi zaman bildirgeçlerini kullanmak<br />
Aktif dinlemek ve katılım göstermek<br />
Talep edebilmek ve yetkilendirmek,gerektiğinde sorumluluk paylaşımı<br />
Potansiyelimizi iyi analiz edebilmek, ne kadar sürede ne yapabileceğimize dair gerçekçi<br />
inançlar geliştirmek<br />
Anda olmak , bugünü yaşamak</p>
<p>* Bu konuda yapılmış çalışmalar istatistikler var mı? Neye ne kadar zaman harcıyoruz gibi…</p>
<p>24 saatin ortalama 6-8 saatlik dilimini uyku için,1 saatlik dilimini kişisel bakımımız için , 2 saatlik dilimini<br />
yemek için , aile,arkadaşlar ve serbest zaman için 3-4 saatlik dilimini ve de 8-9 saatlik dilimini iş-işe<br />
ulaşım için harcamaktayız.</p>
<p>* İş yerinde zaman kaybına neden olan şeyler nedir?</p>
<p>Planların net olmayışı, erteleme, sorumluluk paylaşmama, yetkinlik vermeme, çatışmayla<br />
vakit kaybetme, iş planının belirsiz oluşu, davetsiz ziyaretçiler, uzun telefon konuşmaları,<br />
sonuca varmayan ve uzayan toplantılar, yöneticinin kendini yönetmeyi bilmemesi, teknik ve<br />
tedariksel problemler, sosyal medyada harcanan zamanın kontrol edilmeyişi, uzayan yemek<br />
ve kahve saatleri, sigara molaları, kişisel problemlerin işe aksettirilmesi, mobbing, dağınıklık,<br />
konsantrasyon güçlüğü çekmek, yeterince dinlenmeye vakit ayıramamak zaman kaybına<br />
neden olmaktadır.</p>
<p>* Aynı anda takip edilmesi gereken çok iş varsa ne yapmalıyız?</p>
<p>Birden fazla işle uğraşmak durumunda kaldığımızda çok önemli işler, önemli işler ve görece<br />
daha az önemli işler diye üç gruba ayıraraktan günlük yapılacak işler listesini planlayabiliriz.<br />
Çok önemli işlerle başlayıp daha sonra diğer iki grubu sırasıyla yapmak hem zamanı etkin<br />
kullanmanızı sağlar hem de konsantrasyonu ve iş verimliliğini arttırır.</p>
<p>* İş yerinde güne nasıl başlamalıyız, nasıl bir plan program yapmalıyız?</p>
<p>Günlük yapılacaklar listesini acilden başlayarak planladıktan sonra hergün zaman yönetimine<br />
yeni alışkanlıklar katarak başlamak gerekir. Zihin hergünü aynı şekilde planlarsak yeni bir<br />
uyaran alamadığı için bu durumu otomatik davranışa dönüştürür , bu da yaratıcı düşünmeyi<br />
engeller. Zamanı etkin yönetebilmek için hızımızı, belleğimizi, dikkatimizi, esnekliğimizi ve<br />
problem çözme becerilerimizi geliştirmemiz önemlidir. Bunun en iyi yolu her günü bir önceki<br />
günün rutininden farklı kılacak bir etkinlik eklemektir. Örneğin birgün işe farklı bir yoldan<br />
gitmek, birgün farklı bir salata yemek, birgün hiç tıklamadığınız bir web sitesine girmek, hiç<br />
gitmediğiniz bir kafeye gitmek gibi…<br />
İşe koyulduktan sonra her saat başı ortalama 5-10 dakikalık molalar vermek hem beden hem<br />
de zihin için en ideal olanıdır. Günün bitiminde keyifli bir ödül eklemekte günün sonunu iple<br />
çekmenizi ve zevkle çalışmanızı sağlayacaktır.</p>
<p>*Zihnini, duygularınızı, düşüncelerinizi bir lastik gibi düşünün esnetin, hayal edin.<br />
*Her gün kendinizi en az bir şey için ödüllendirin.<br />
*Sizi gülümseten insanlarla gün içerisinde en az bir kez temasınız olsun.<br />
*Doğayla bütünleşin, yağmurda ıslanın, karda yürüyün, güneşten enerji alın.<br />
*Kendinize söylediğiniz her şey gerçeğiniz olur, kendinize yaşamak istediklerinizi<br />
söyleyin.<br />
*Geçmişi değiştiremeyiz yarını şekillendirebiliriz; ancak bugünü kontrol edebiliriz,<br />
anda kalın her nerdeyseniz orda olun.Zaman akıp gider, o akarken siz zamanı yönetin!<br />
Bunun için her şeyin mükemmel olduğu bir an beklemeyin, şimdiyi yöneterek<br />
başlayabilirsiniz. Şimdi zamanım yok diyebilirsiniz ama önce kendinizi sonra zamanı<br />
anımsayın.</p>
<p>Uzman Psikolog Gülşah Beştav</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/hurriyet-ik-zaman-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Bahar Depresyonsuz Olsun !!</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/bu-bahar-depresyonsuz-olsun/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/bu-bahar-depresyonsuz-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 23:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Bu Bahar Depresyonsuz Olsun!! Uzun soğuk kış gecelerinde, sıcacık yatağımıza usulca sokulup uyumaya meyilli olduk, güneşi bulutların arasından bir cee yaptığı anlarda görüp azıcıkta olsa serotonin salgıladık, eğlenceli etkinlikler yerine ev kuşu olduk. İçimize döndük, en çok kendimizi gördük, ama kış uykusu- uyuşukluğu bitti. Biten her şeyi terk ederken yaşadığımız o yas süreci bahara geçerken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu Bahar Depresyonsuz Olsun!!</p>
<p>Uzun soğuk kış gecelerinde, sıcacık yatağımıza usulca sokulup uyumaya meyilli olduk, güneşi bulutların arasından bir cee yaptığı anlarda görüp azıcıkta olsa serotonin salgıladık, eğlenceli etkinlikler yerine ev kuşu olduk. İçimize döndük, en çok kendimizi gördük, ama kış uykusu- uyuşukluğu bitti. Biten her şeyi terk ederken yaşadığımız o yas süreci bahara geçerken de bizi uyum sağlama da zorlantıyla karşılayabilir. Bu uyum sürecine bir direnç olarak mevsimsel depresyon gelişebilir ve sıklıkla da bahar aylarında ‘’bahar depresyonu’’ olarak seyreder.</p>
<p>Kışın yetersiz güneş ışığına maruz kalmak, beyinde bazı kimyasal maddelerin, özellikle de mutluluk hormonu serotoninin dağılımını bozar, hormonların düzeylerini değiştirir, libidoyu düşürür. Uyku-uyanıklık düzeylerinde ve vücut ısısında düzensizlikler yapar. Baharla birlikte beden de zihin de doğaya uyum sağlama çabası içine girer. Kimi zaman bu çaba beden de tipik depresyon belirtileri olan süregelen yorgunluk, uykuya dalmada güçlük, yorgun uyanma-uyanamama, enerjisizlik, iştahta bozulma, günlük rutini yerine getirememe, libido da düşme ve çeşitli psikosomatik hastalıklara yol açar. Ruhsal olarak çökkünlük, umutsuzluk, sinirlilik,kolayca ağlama, kaygı ve korkular, isteksizlik ve konsantrasyon kaybı gibi sonuçlar ortaya çıkar.</p>
<p>İlkbahar çoşkulu bir uyanışı simgeler aslında, etraf yeşillenir, çiçek kokuları havaya karışır, güneş yüzünü açar, hayata katılmak için arzu ve istek uyanır. Ancak kıştan kalan tükenmişlik sendromu varsa ve bu çoşkuya katılma arzusuna rağmen zaman, ekonomik sıkıntılar ve kişisel problemler engel teşkil ediyorsa depresyon belirtileri yine baş gösterir.</p>
<p>Bahar, temizliği, arınmayı, yeniden yapılandırmayı temsil eder; yeni heyecanlar, yeni girişimler, yeni aşkları… Enerji de birdenbire artma, yerinde duramama, konsantrasyon güçlüğü gibi uyumu güçleştiren belirtilerde ortaya çıkabilmekte, bunlar engellendiğinde sonuç yine bahar depresyonu olmaktadır.<span id="more-88"></span></p>
<p>Bahar depresyonu eskiden bu isimle anılmıştır, daha sonra yapılan çalışmalarda bu durumun sadece bahar mevsimine özel olmadığı bazı insanlarda depresyonun mevsimsel olduğu anlaşılmış ve psikiyatri literatürüne mevsimsel depresyon adı altında girmiştir. Bahar aylarında depresyon, panik atak, yaygın kaygı-anksiyete- bozukluğu gibi rahatsızlıklarda artışlar, hem var olan belirtilerde artışlar, hem de nüksetmeler görülebilir. Bu gibi durumlar bahar yorgunluğu ile karıştırılmamalıdır. Kısa süreli psikoterapiler ve ilaç tedavisi mevsimsel depresyon konusunda etkili olmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En az iki hafta boyunca aşağıdaki yakınmalardan beşinin olması depresyonu işaret etmektedir:</p>
<p>● Kendini sürekli üzgün ve boş hissetme<br />
● Umutsuzluk, çökkünlük, suçluluk ya da değersizlik duyguları.<br />
● Halsizlik,enerji kaybı  ya da günlük işlere karşı ilgide azalma, performansta düşüş</p>
<p>● Cinsel istekte azalma.<br />
● İştah ve uyku düzeninde bozulma.</p>
<ul>
<li>●Aşırı hareketlilik veya uyuşukluk</li>
<li>● Sinirlilik,kolayca ağlama, kaygı ve korkular.<br />
● Konsantrasyonda azalma, unutkanlık ve karar vermekte güçlük.<br />
● İntihar düşünceleri,  intihar planı ya da girişimi.<br />
● Uzun süreli, tedaviye yanıt vermeyen bedensel şikayetler ve ağrılar.</li>
</ul>
<p>Kendimizi bahara hazırlarken yeni etkinlikler planlamak, farklı gruplara girmek ve sosyal ağlarımızı genişletmek, uyku düzenimizi yeniden yapılandırıp daha erken güne başlamak mümkün olduğunca gün ışığından istifade etmek, açık havada yürümek ve doğayla bütünleşmek, iştahımızı dengelemek için yeme alışkanlıklarımızı düzenlemek, baharın çoşkusunu enerjimize katmak ve kıştan kalan yılgınlıkları, tükenmişlikleri geride bırakmak, arınmak ve tazelenmek için yeni bir fırsat yaratmak baharı depresyonsuz geçirmemizi sağlayacaktır.</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/bu-bahar-depresyonsuz-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Olduktan Sonra Eş Olmayı Unutmamak</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/anne-olduktan-sonra-es-olmayi-unutmamak/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/anne-olduktan-sonra-es-olmayi-unutmamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2011 21:47:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Anne Olduktan Sonra Eş Olmayı Unutmamak… Anne olduktan hemen sonra, zorlu geçen 9 ayın ardından uykusuz geceler, değişen hormonların etkisine ayak uydurma çabası, yepyeni bir deneyimi keşfetmenin keyfiyle beraber bir süredir kendini ihmal edilmiş ‘’taze baba’’ ‘nın sessiz yakarışlarıyla da başa çıkmak gerek… Erkekler baba olmayı başarana kadar geçen sürede annenin bir yandan da babayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne Olduktan Sonra Eş Olmayı Unutmamak…</p>
<p><a href="http://www.gulsahbestav.com/wp-content/uploads/2011/11/anne-olmak.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-84" title="anne olmak" src="http://www.gulsahbestav.com/wp-content/uploads/2011/11/anne-olmak.jpg" alt="" width="200" height="133" /></a></p>
<p>Anne olduktan hemen sonra, zorlu geçen 9 ayın ardından uykusuz geceler, değişen hormonların etkisine ayak uydurma çabası, yepyeni bir deneyimi keşfetmenin keyfiyle beraber bir süredir kendini ihmal edilmiş ‘’taze baba’’ ‘nın sessiz yakarışlarıyla da başa çıkmak gerek… Erkekler baba olmayı başarana kadar geçen sürede annenin bir yandan da babayı pışpışlaması , hazırlaması süreci var. Kadın hormonlar sayesinde kolayca uyum sağlayabilirken erkekler genellikle daha fazla uyum sorunu yaşamakta. Anne olduktan hemen sonra yeniden sevgili olabilmek, yeniden ateşli bir çift olabilmek herkes için pek kolay olmuyor.</p>
<p>Farklı ülkelerde yapılan çalışmalar gösteriyor ki , hamilelik süreci kadının kendini esasında fazlasıyla çekici de hissedebildiği bir dönemken, ülkemizde hamilelik süreci ve sonrasında kadınların böyle hissetmelerine rağmen eşlerinden yeterince ilgi göremediklerini ve hamilelik sonrası depresyonunun altında yatan önemli etkenlerden birinin bu olduğu bulgusunu gözler önüne sermektedir. Bu durum erkeklerin kalıpyargılarla hareket etmelerinden temellenmektedir. Anne, kutsallık, bebeği koruma içgüdüsü bu kalıpyargıların bazılarıdır. Kadınların da anne olduktan sonra eşlerine ilgi göstermeyi atladıkları koşullarda elbette söz konusudur. Çocuk odaklı yaşayan, doğum sonrasında tüm hayatı bebeği olan anne modelinde de yatakları ayırma, tüm zamanını bebekle geçirme, sosyal faaliyetlerden tümüyle uzaklaşma, kişisel bakımı artık önemsememe sık karşılaşılan durumlardır. Bu durumdaki annelerin eş olmayı unuttukları için, genellikle aldatılma problemiyle karşı karşıya kalarak terapiye başvurduklarını söyleyebiliriz. Eşler arasındaki ilişkide dinamikler günlük değişmektedir ve 24 saatlik süreçte taze ilgi, sevgi, paylaşım şarttır. Evliliklerde önce eş sonra anne ve baba olduğumuzu unutmamak gerekir, ilişkinin temeli çift olabilmektir.<span id="more-76"></span></p>
<p>Mutlu bir bebek yetiştirmek her şeyden önemlidir, bebeğin mutluluğunun temeli çiftin mutlu bir ilişkiye sahip olabilmesidir. Eş olarak varolabilmek için, birbirinizi 24 saat boyunca var edin, ihmal etmeyin. Sevgiyle büyüyen bir bebekten daha sağlıklısı yoktur.</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/11/anne-olduktan-sonra-es-olmayi-unutmamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Videolarım</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/05/videolarim/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/05/videolarim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 11:29:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Uzman Psikolog Gülşah Beştav Hakkında Videolar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><p><a href="http://www.gulsahbestav.com/2011/05/videolarim/"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p></p>
<p>Uzman Psikolog Gülşah Beştav Hakkında Videolar</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/05/videolarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakkımda</title>
		<link>http://www.gulsahbestav.com/2011/05/merhaba-dunya/</link>
		<comments>http://www.gulsahbestav.com/2011/05/merhaba-dunya/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 May 2011 18:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulsahbestav.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Uzman Psikolog Gülşah Beştav Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Aynı üniversitede Yüksek Lisansını tamamlayan Beştav,”Genç yetişkinlerin bağlanma stilleri, aşka ilişkin tutumlar, ilişki inançları ve ilişki doyumu” konulu tezini yayınlamış ve halen akademik çalışmalarını yürütmektedir. Psikoterapi Enstitüsünde 1. basamak Psikoterapi ve Hipnoterapi eğitimini tamamlamıştır. Gökçen Yuva, Kids Academy, Özgüven Danışmanlık imaj danışmanlığı ve Doğuş Okullar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gulsahbestav.com/wp-content/uploads/2011/08/gulsah1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-56" title="gulsah1" src="http://www.gulsahbestav.com/wp-content/uploads/2011/08/gulsah1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Uzman Psikolog Gülşah Beştav</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Aynı üniversitede Yüksek Lisansını tamamlayan Beştav,”Genç yetişkinlerin bağlanma stilleri, aşka ilişkin tutumlar, ilişki inançları ve ilişki doyumu” konulu tezini yayınlamış ve halen akademik çalışmalarını yürütmektedir. Psikoterapi Enstitüsünde 1. basamak Psikoterapi ve Hipnoterapi eğitimini tamamlamıştır. Gökçen Yuva, Kids Academy, Özgüven Danışmanlık imaj danışmanlığı ve Doğuş Okullar Grubunda çocuk gelişimi ile ilgili Psikolog olarak ve Ya-Pa’ da Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Danışmanlığı görevlerinde bulunmuştur. 2006 yılında Avigen Psikoterapi ve Hipnoterapi Merkezini kurmuştur.</p>
<p>Uzmanlık alanları yetişkin psikolojisi, hipnoterapi, evlilik ve aile terapileri, düşünsel duygulanımcı davranış terapisi, sosyal terapi, psikolojik testler, kişilerarası ilişkiler, özdeğer, beden dili ve imaj danışmanlığıdır. Tematik ilgi alanları; bağlanma, rasyonel olmayan inançlar, çatışma yönetimi, kalıp yargılar, şemalar ve yaşamdan doyumdur. İngilizce ve Almanca bilen Uzman Psikolog Gülşah Beştav, tasarım, fotoğrafçılık, dans, plastik sanatlar ile ilgili kişisel çalışmalar da gerçekleştirmektedir. İngilizce terapi de uygulamaktadır. Beştav, aynı zamanda Psikoterapi Enstitüsü ve Türk Psikologlar Derneği üyesidir.</p>
<!-- An Arevico Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gulsahbestav.com/2011/05/merhaba-dunya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

