'Dışa Bakanlar Düş Kurar, İçe Bakanlar Uyanış Yaşar' JUNG

Archive for Kasım, 2011

Anaç Kadın mı, Dişi mi Olsun?

Anaç Kadın mı, Dişi mi Olsun?

Ashton Kutcher Demi Moore ayrılığına hiç mi hiç şaşırmadım. Artık Demi’nin Ashton ‘un hayatındaki
fonksiyonu son buldu, onun artık bir anneye değil sevgiliye ihtiyacı var. Demi Moore kadar dişi bir
kadın niye anne olarak algılansın ki diyorsunuz, ama nihayetinde ondan yaşça fazlasıyla büyük olması
bile anne konumunda algılanması için yeterli sayılır. Keza gerçek bir anne olması da cabası.

Gelelim, işin özüne. 3-6 yaş arasında erkek çocukların annelerine karşı geliştirdikleri bilinçaltı aşk
aslında bir yandan babalarıyla rekabet etmelerini sağlarken bir yandan da babalarını modelleyerek
babam nasıl yapmış da annemi elde etmiş ben de onu taklit edeyim yoluyla erkeklik rollerini
öğrenmelerini sağlar. Yani bu dönem ilersi için bir prova dönemidir. Adına Oedepus Komplexi dedikleri
mitolojiden esinlenerek adlandırılan bu dönemde annelerine hayran erkekler , eş olarak seçecekleri
kadın figürünü kafalarında şekillendirmeye başlarlar. Bir taraftan da her fırsat bulduklarında babalarını
yenmeye çalışırlar, babalarıyla güreşmek için fırsat kollamak gibi. Galip gelip annenin hayranlığı
kazanmak içindir tüm çabaları Bunu daha sonra tüm kadınlara karşı yapmayı iste o zaman
öğrenirler. O yüzden arabada, sokakta, işte, maçta hep bir rekabet alır başını gider.

Oedepus’taki karmaşayı çözmeye çalışan erkek çocuğuyla babası yarışa girerse, baba oğlunu rakip
olarak görürse sonuç ya Mükremin Çıtır gibi maço ya da Fadıl Fıdıllıoğlu gibi iç güveysinden hallice
olur. Anne oğluna aşık olursa durum daha da fena… Baba iyice oğlunu düşman görür. Oğlan kendini Continue reading “Anaç Kadın mı, Dişi mi Olsun?” »

Bir Erkeğin Sizi Sevmediğini Nerden Anlarsınız ?

Bir Erkeğin Sizi Sevmediğini Nerden Anlarsınız ?

Erkek beyni, kadın beyninden çok daha fazla sonuç odaklıdır. Kadın süreçleri analiz ederken, erkek sadece sonuca bakar. O yüzden ilişkimizde şu şu sorunlar var dediğiniz de erkeğin tepkisi, ya yok öyle bir şey abartıyorsun, kimden öğreniyorsun böyle şeyleri, kızım ben seni sevmesem senle olur muyum, ne alakası var, senin bugünlerde çok sıkıntın var bana çatıyorsun gibi otomatik defanslarla doludur. Ama karşısına ben gidiyorum, bu ilişki bitti, artık seni sevmiyorum, başka birisi var gibi sonuçlarla çıkarsanız , işte o zaman bir durup dönüp süreci düşünür.

Gelelim sevmediği fikrini zikrettiren döngülere:

**Eleştirdiğinizde iki dakika düşünmeden ‘’ben buyum’’ deyip geçiyorsa

**Her ufak tartışmanız iletişim saçmalığına dönüşüp kavgayla sonuçlanıyorsa

**Başkalarının yanında sizi onore etmek yerine hep kendi egosunu parlatan bir narsisti oynuyorsa

**Bütün kadınlara Romeo , size gelince Recep İvedik ‘e dönüşüyorsa

**Takımı maçta yenilince sinirini sizden alıyorsa

**Gözündeki radar sistemi tüm kadınları taramaya fazlasıyla açıksa( Her zaman bir parça açık kalacakJ)

**Facebook ‘ta bol miktarda yabancı uyruklu kadın accountu mevcutsa Continue reading “Bir Erkeğin Sizi Sevmediğini Nerden Anlarsınız ?” »

Hürriyet IK Zaman Yönetimi

Hürriyet IK Zaman Yönetimi !!!

* Türkler zaman yönetiminde nasıl? Yabancılardan farklılıkları neler? Hangi konularda
benzerler?

Türklerin zaman yönetiminde diğer uluslarla karşılaştırdığımızda maalesef sınıfta kaldığını
söyleyebiliriz. Ayrıntılarda boğulma, prosedürlerin fazla olması, hata yapmaktan kaçınmak
için fazlasıyla mükemmeliyetçi yaklaşma, günlük taze planlar yapmak yerine otomatik hareket
etme, erteleme, yetkinlik paylaşımının az olması,aktif dinlemenin olmaması, dinlenme
saatlerini sınırlandıramama gibi zaman yönetimini sekteye uğratan durumlarla ülkemizde sıkça
karşılaşılmaktadır. Endüstriyel toplumlarda genellikle kişinin kişisel zaman dilimini; ailesiyle, dostlarıyla
ve kişisel zevkleriyle geçen, etkin yönetemediği gözlemlenmektedir. Bu durum ülkemizde de en
yoğun şekilde özellikle İstanbul’ da yaşantılanmaktadır. Yabancılardan farklı olarak ülkemizde
prosedürlerin zaman kaybına yol açması, hiyerarşik düzenin getirisi, planlamayla fazlasıyla zaman
harcayıp asıl işe başlamada gecikmeler, toplantılara fazla zaman harcamak, resmi tatillerin sık sık
ve uzun oluşu, toplumcu bir kültür olmanın bir sonucu olarak ziyaretçilere açık kapı bırakmanın sıkça
yaşanması zaman yönetiminde zorlantı yaratmaktadır. Birçok kültürde ortak olan günlük planlama
yapamamak,etkili iletişimin olmayışı , uzayan telefon görüşmeleri, mail bombardımanına tutulmuş mail
kutularını temizlemekle uğraşmak zaman yönetiminde karşılaşılan engellerdir. Continue reading “Hürriyet IK Zaman Yönetimi” »

Bu Bahar Depresyonsuz Olsun !!

Bu Bahar Depresyonsuz Olsun!!

Uzun soğuk kış gecelerinde, sıcacık yatağımıza usulca sokulup uyumaya meyilli olduk, güneşi bulutların arasından bir cee yaptığı anlarda görüp azıcıkta olsa serotonin salgıladık, eğlenceli etkinlikler yerine ev kuşu olduk. İçimize döndük, en çok kendimizi gördük, ama kış uykusu- uyuşukluğu bitti. Biten her şeyi terk ederken yaşadığımız o yas süreci bahara geçerken de bizi uyum sağlama da zorlantıyla karşılayabilir. Bu uyum sürecine bir direnç olarak mevsimsel depresyon gelişebilir ve sıklıkla da bahar aylarında ‘’bahar depresyonu’’ olarak seyreder.

Kışın yetersiz güneş ışığına maruz kalmak, beyinde bazı kimyasal maddelerin, özellikle de mutluluk hormonu serotoninin dağılımını bozar, hormonların düzeylerini değiştirir, libidoyu düşürür. Uyku-uyanıklık düzeylerinde ve vücut ısısında düzensizlikler yapar. Baharla birlikte beden de zihin de doğaya uyum sağlama çabası içine girer. Kimi zaman bu çaba beden de tipik depresyon belirtileri olan süregelen yorgunluk, uykuya dalmada güçlük, yorgun uyanma-uyanamama, enerjisizlik, iştahta bozulma, günlük rutini yerine getirememe, libido da düşme ve çeşitli psikosomatik hastalıklara yol açar. Ruhsal olarak çökkünlük, umutsuzluk, sinirlilik,kolayca ağlama, kaygı ve korkular, isteksizlik ve konsantrasyon kaybı gibi sonuçlar ortaya çıkar.

İlkbahar çoşkulu bir uyanışı simgeler aslında, etraf yeşillenir, çiçek kokuları havaya karışır, güneş yüzünü açar, hayata katılmak için arzu ve istek uyanır. Ancak kıştan kalan tükenmişlik sendromu varsa ve bu çoşkuya katılma arzusuna rağmen zaman, ekonomik sıkıntılar ve kişisel problemler engel teşkil ediyorsa depresyon belirtileri yine baş gösterir.

Bahar, temizliği, arınmayı, yeniden yapılandırmayı temsil eder; yeni heyecanlar, yeni girişimler, yeni aşkları… Enerji de birdenbire artma, yerinde duramama, konsantrasyon güçlüğü gibi uyumu güçleştiren belirtilerde ortaya çıkabilmekte, bunlar engellendiğinde sonuç yine bahar depresyonu olmaktadır. Continue reading “Bu Bahar Depresyonsuz Olsun !!” »

Anne Olduktan Sonra Eş Olmayı Unutmamak

Anne Olduktan Sonra Eş Olmayı Unutmamak…

Anne olduktan hemen sonra, zorlu geçen 9 ayın ardından uykusuz geceler, değişen hormonların etkisine ayak uydurma çabası, yepyeni bir deneyimi keşfetmenin keyfiyle beraber bir süredir kendini ihmal edilmiş ‘’taze baba’’ ‘nın sessiz yakarışlarıyla da başa çıkmak gerek… Erkekler baba olmayı başarana kadar geçen sürede annenin bir yandan da babayı pışpışlaması , hazırlaması süreci var. Kadın hormonlar sayesinde kolayca uyum sağlayabilirken erkekler genellikle daha fazla uyum sorunu yaşamakta. Anne olduktan hemen sonra yeniden sevgili olabilmek, yeniden ateşli bir çift olabilmek herkes için pek kolay olmuyor.

Farklı ülkelerde yapılan çalışmalar gösteriyor ki , hamilelik süreci kadının kendini esasında fazlasıyla çekici de hissedebildiği bir dönemken, ülkemizde hamilelik süreci ve sonrasında kadınların böyle hissetmelerine rağmen eşlerinden yeterince ilgi göremediklerini ve hamilelik sonrası depresyonunun altında yatan önemli etkenlerden birinin bu olduğu bulgusunu gözler önüne sermektedir. Bu durum erkeklerin kalıpyargılarla hareket etmelerinden temellenmektedir. Anne, kutsallık, bebeği koruma içgüdüsü bu kalıpyargıların bazılarıdır. Kadınların da anne olduktan sonra eşlerine ilgi göstermeyi atladıkları koşullarda elbette söz konusudur. Çocuk odaklı yaşayan, doğum sonrasında tüm hayatı bebeği olan anne modelinde de yatakları ayırma, tüm zamanını bebekle geçirme, sosyal faaliyetlerden tümüyle uzaklaşma, kişisel bakımı artık önemsememe sık karşılaşılan durumlardır. Bu durumdaki annelerin eş olmayı unuttukları için, genellikle aldatılma problemiyle karşı karşıya kalarak terapiye başvurduklarını söyleyebiliriz. Eşler arasındaki ilişkide dinamikler günlük değişmektedir ve 24 saatlik süreçte taze ilgi, sevgi, paylaşım şarttır. Evliliklerde önce eş sonra anne ve baba olduğumuzu unutmamak gerekir, ilişkinin temeli çift olabilmektir. Continue reading “Anne Olduktan Sonra Eş Olmayı Unutmamak” »